Lesexpres Turks
  loginnaam

wachtwoord

je wachtwoord vergeten?
  Home | Cursus Turks | Forum | Chat | Bijles | BESTEL HET BOEK | Aanmelden

Les ... | 29 | 30 | 31 | 32 | 33 | 34 | 35 | 36 | 37 | 38 | 39 | 40 | 41 | 42 | 43 | 44 | 45 | ...

Lestekst | Oefeningen

Je ziet maar een gedeelte van deze les. Het is beter om eerst in te loggen. Als je nog geen profiel hebt, kun je je gratis aanmelden (zie 'gratis aanmelden' rechts hiernaast). Les 1 en 2 kun je wel geheel bekijken zonder dat je bent ingelogd. Bij die lessen kun je ook de woordenschat oefenen en grammatica oefeningen maken.

   

Les 39

Ömer Seyfettin: Kaşağı

De tekst die we voor deze les hebben geselecteerd, is afkomstig uit het kinderboek Kaşağı, geschreven door Ömer Seyfettin. Het werkt weer het gemakkelijkst als je het volgende stappenplan aanhoudt:
  • ga naar de oefeningen en oefen eerst de woordenschat bij de les
  • lees vervolgens de tekst hieronder
  • maak de oefeningen bij de tekst
N.B. Als je de oefeningen in een apart venster opent, kun je tijdens het maken van de oefeningen nog terugvallen op de tekst. Ook kun je de tekst uitprinten voordat je naar de oefeningen gaat.

De precieze volgorde waarin lessen 36 en verder zijn geplaatst is nog ter discussie. Het is de bedoeling dat de lessen oplopen in moeilijkheidsgraad. Graag hoor ik van jullie of er aanpassingen in de volgorde nodig zijn. Neem hiervoor contact op met de moderator!

Mochten er in de tekst woorden of constructies voorkomen waarmee je moeite hebt, geef die dan ook aan de moderator door, zodat we extra uitleg aan de les kunnen toevoegen.

Ömer Seyfettin: Kaşağı

Annesi İstanbul'a gittiği için, kendisinden bir yaş küçük olan kardeşi Hasan'la artık Dadaruh'un yanından hiç ayrılmaz. Bu, babasının seyisi, yaşlı bir adamdır. En sevdikleri şey atlardır. Dadaruh'la birlikte onları suya götürmek, çıplak sırtlarına binmek, onlar için çok zevklidir.Torbalara arpa koymak, yemliklere ot doldurmak, gübreleri kaldırmak eğlenceli bir oyundan daha çok hoşlarına gider. Dadaruh eline kaşağıyı alıp işe başladı mı, tıkı... tık... tıkı... tık... tıpkı bir saat gibi... yerinde duramaz, bunu gören küçük çocuk ben de yapacağım! diye tutturur.

O vakit Dadaruh, onu Tosun'un sırtına koyar, eline kaşağıyı verir,
- Hadi yap! Der.
Bu demir gereci hayvanın üstüne sürter, ama o uyumlu tıkırtıyı çıkaramazdı. Her sabah ahıra gelir gelmez,
- Dadaruh, tımarı ben yapacağım, der.

Ama adam izin vermez ancak boyu at kadar olunca yapabileceğini söyler. Boyu atın karnına bile varmıyordu. Oysa en keyifli, en eğlenceli şey buydu. Sanki kaşağının düzenli tıkırtısı Tosun'un hoşuna gidiyor, kulaklarını kısıyor, kuyruğunu kocaman bir püskül gibi sallıyordu. Tam tımar biteceğine yakın huysuzlanır, o zaman Dadaruh, "Höyt.." diye sağrısına bir tokat indirir, sonra öteki atları tımara başlardı. Bir gün yalnız başına kalır. Hasan'la Dadaruh dere kenarına inmişlerdi. İçimde bir tımar etmek hırsı uyanır. Kaşağıyı arar, bulamaz. Annesinin bir hafta önce İstanbul'dan gönderdiği armağanlar içinden çıkan fakfon kaşağı, pırıl pırıl parlıyordu. Hemen alıp, Tosun'un yanına koşar, karnına sürtmek ister fakat rahat durmaz.

- Sanırım acıtıyor? Diye düşünür.

Gümüş gibi parlayan bu güzel kaşağının dişlerine bakar. Çok keskin, çok sivridir. Biraz köreltmek için duvarın taşlarına sürtmeye başlar. Dişleri bozulunca yeniden dener. Gene atların hiçbiri durmaz ve kızar. Öfkesini sanki kaşağıdan çıkarmak ister. On adım ilerdeki çeşmeye koşar. Kaşağıyı yalağın taşına koyup yerden kaldırabildiği en ağır bir taş bularak üstüne hızlı hızlı indirmeye başlar. İstanbul'dan gelen, üstelik Dadaruh'un kullanmaya kıyamadığı bu güzel kaşağıyı ezip, parçalar. Sonra yalağın içine atar. Babası çeşmeye bakarken, yalağın içinde kırılmış kaşağıyı görür; Dadaruh'u yanına çağırınca çok korkar. Dadaruh şaşırır, kırılmış kaşağı ortaya çıkınca, babası bunu kimin yaptığını sorar. Dadaruh,

- Bilmiyorum, der.

Babasının gözleri ona döner, daha bir şey sormadan, çocuk kaşağıyı kardeşi Hasan’ın kırdığını söyler. “Dadaruh uyurken odaya girdi. Sandıktan aldı. Sonra yalağın taşında ezdi” der.
Babası Hasan’I çağırır.

-Bu kaşağıyı niye kırdın? diye sorar.

Hasan, Dadaruh'un elinde duran alete şaşkın şaşkın baktıp, sarı saçlı başını sarsarak,

- Ben kırmadım, der.
- Doğru söyle, darılmayacağım. Yalan çok kötüdür, der babası. Hasan inkârda direnir. Baba öfkelenir. Üzerine yürür "Utanmaz yalancı" diye yüzüne bir tokat indirir.
- Götür bunu eve; sakın bunu bir daha buraya sokma. Hep Pervin'le otursun! diye haykırır.

Artık ahırda hep yalnız oynar. Hasan eve hapsedilir. Annesi geldikten sonra da bağışlanmaz.Annesi onun iftira atabileceğine hiç ihtimal vermez.

Ertesi yıl anne, yazın gene İstanbul'a gider. Hasan'a ahır hâlâ yasaktır. Bir gün birdenbire hastalandı. Doktor "Kuşpalazı" der. Babası yatağın başucundan hiç ayrılmaz. Hizmetçi kardeşinin öleceğini söyler ve çocuk ağlamaya başlar. Gece uyuyamaz, uykuya dalar dalmaz Hasan'ın hayali gözünün önüne gelir "İftiracı! İftiracı!" diye karşısında ağlar. Pervin'i uyandırır. Hasan'ın yanına gitmek istediğini ve babasına bir şey söylemek istediğini söyler. Yarın söylersin, der. Sabaha kadar gene gözlerini kapayamaz. Hava henüz ağarırken Pervin'i uyandırır. Ama zavallı suçsuz kardeşi, o gece ölmüştür.

Bron: Kaşağı, Ömer Seyfettin

Beluister de tekst

Je kunt bovenstaande tekst ook beluisteren. Druk hieronder op de afspeelknop. Lees meteen mee met de tekst om je uitspraak te verbeteren. Meer hierover lees je in de volledige versie van deze les ...




Gratis aanmelden

Heb je nog geen profiel?
Klik dan op 'gratis aanmelden'!



Doorzoek de pagina


www.lesexpres.nl is een website van Lesexpres, ingeschreven bij de kamer van koophandel onder nummer 64711811. Lesexpres hanteert de algemene voorwaarden van FENIT (Branche verenging IT-, Telecom-, Internet- en Office bedrijven in Nederland). Klik hier voor contactgegevens en algemene voorwaarden.